Kaynaklar
- The Verge AI
Topluluğa katıl
Ücretsiz Charmloop hesabını oluştur — kart yok, gezinmede sınır yok. Dakikalar içinde yapay zekâ sanatı yapmaya başla.

Ücretsiz Charmloop hesabını oluştur — kart yok, gezinmede sınır yok. Dakikalar içinde yapay zekâ sanatı yapmaya başla.

Netflix'in yakında yayına girecek yarışma programı Wonka's The Golden Ticket, 23 Eylül'de ekranlara gelecek ve anlatıcı olarak yapay zeka ile üretilen bir Gene Wilder sesi kullanacak — bu, ana akım eğlencede ölümünden sonra ses klonlamanın şimdiye kadarki en dikkat çekici uygulamalarından biri olma özelliği taşıyor.
The Verge'e göre yeni bir teaser fragmanı hem Eylül yayın tarihini doğruladı hem de yapay zeka seslendirmesini gün yüzüne çıkardı. Program, Netflix'in Squid Game: The Challenge modelini izliyor — kurgusal bir evreni gerçek bir yarışma formatına dönüştürüyor. Daha önceki Wonka tanıtım materyallerinde kullanılan yapay zeka ile üretilen Glasgow setlerine yönelik tartışmanın aksine, buradaki prodüksiyon tasarımı gerçek. Yapay zeka tek bir işi yapıyor: ölü bir adamın sesiyle konuşmak.
Wilder, Ağustos 2016'da hayatını kaybetti. Mirasçılarının ses sentezini resmi olarak lisanslayıp lisanslamadığı ve hangi koşullar altında yaptığı kamuoyuyla paylaşılmadı. Bu sessizlik önemli. Ticari bir yapımda tanınan, hayatını kaybetmiş bir sanatçının sesinin kullanılması, 2023 SAG-AFTRA grevlerinin tam da bu meseleyi merkeze almasına karşın eğlence sektörünün henüz tam olarak çözemediği hukuki bir alanda duruyor.
Bir Netflix orijinal yapımında ölüm sonrası ses klonlama, hayran yapımı bir anma çalışmasından ya da tek seferlik bir reklamdan farklı bir uygulama kategorisidir. Küresel ölçekte tanınan bir IP'ye bağlı, abonelik geliri üreten ve tüm bir dizi boyunca tekrar eden bir anlatı aracıdır. Bu ölçek, emsal sorusunu zorunlu kılıyor: Eğer bu ticari olarak işe yararsa ve herhangi bir hukuki itirazla karşılaşmazsa, şablonu normalleştirir.
Karakter anlatımı, yapay zeka arkadaşları veya kısa film projeleri için yapay zeka ses araçlarıyla çalışan yaratıcılar için Wilder davası, sektörün neye tahammül edeceğinin bir stres testidir. Arşiv kayıtlarından bir sesi klonlama teknolojisi birkaç yıldır var; değişen şey ise büyük platformların bunu amiral gemisi içeriklerde kullanmaya olan istekliliği.
Temel sorun teknoloji değil — net bir çerçevenin yokluğu. Mevcut yapay zeka ses sentezi, bir sanatçının vokal özelliklerini mevcut kayıtlardan yeniden oluşturabiliyor; üstelik ileriye dönük rızalarına gerek duymuyor, çünkü artık hayatta değiller. Miras hukuku yargı bölgesine göre farklılık gösteriyor. Kaliforniya ve New York gibi bazı eyaletlerde ölümün ötesine uzanan kişilik hakları yasaları mevcut; ancak küresel ölçekte faaliyet gösteren bir yayın platformuna karşı bu yasaları uygulamak karmaşık bir mesele.
Yapay zeka sanatı ve yapay zeka ses içeriği üreticileri için pratik sonuç açık: Gerçek kişilerin seslerini taklit eden sesler üretmenize olanak tanıyan araçlar var ve hızla gelişiyor; ancak ticari kullanıma yönelik hukuki risk gerçek ve çözümsüz olmaya devam ediyor. Netflix bu belirsizliği aşmak için hukuki bütçeye sahip. Bağımsız yaratıcılar ise genellikle sahip değil.
Netflix'in insan bir taklitçi ya da farklı bir anlatıcı yerine yapay zeka Wilder sesini tercih etmesi, bilinçli bir yaratıcı ve ticari hesaplamadır. Yeni bir seslendirme sanatçısının hiçbir zaman karşılayamayacağı bir şekilde nostalji ve marka tanınırlığından yararlanıyor. Ayrıca yaşayan bir sanatçının sendika temsilcisiyle müzakere etmekten daha az maliyetli.
Maliyet ve tanınırlık hesabı, daha fazla yapımı sentetik seslere yöneltecek olan tam da bu dinamiktir — ve bu davayı izlemeye değer kılan şey de budur. 23 Eylül prömiyeri, izleyicilerin tepki gösterip göstermeyeceğinin, Wilder'ın mirasçılarının kamuoyu önünde bir tutum sergileyip sergilemeyeceğinin ve herhangi bir düzenleyici kurumun bunu emsal bir dava olarak ele alıp almayacağının erken bir sınavı olacak. Bu sonuçların herhangi biri, 2025'in geri kalanında daha geniş yapay zeka ses sektörünün nasıl gelişeceğine dair bir ton belirleyecek.